www.tayyareci.com                  ANA SAYFA Tayyareci Türkçe Site KAYA SIGORTA
Tayyareci English Site
Tayyareci Deutsch Site
Sitede Arama :
 

       BALKAN SAVAŞI TÜRK HAVA HAREKATI     

1. GİRİŞ:

    İki aşamada gerçekleşen Balkan Savaşı'nın birincisi 30 Mayıs 1913'de, ikincisi 29 Eylül 1913'de sona ermişti.

    Kısa süren bu savaş, Osmanlıların hazırlıksız ve iç çekişmelerle uğraşırken katılması nedeniyle, Balkanlardaki topraklarını kaybetmesiyle sonuçlanmıştır.

    Bu bölümde, Balkan Savaşı'ndaki Türk havacılığı anlatılmaktadır.   

2.  BALKAN SAVAŞI'NDA TÜRK HAVACILIĞININ DURUMU:

    1910 ve 1911 yılında uçakların askeri yönden kıymet ve önemi artık anlaşılmış olduğundan ordularda bir havacılık teşkilatının kurulmasına başlanmıştı. Osmanlı ordusuna da bu yeni silahın alınması için girişimlere başlanmıştı.

    1911 yılında Genelkurmay tarafından orduya bir yazı gönderildi. Bu yazıda havacılık eğitimi görmek, bu meslek hakkında gerekli incelemelerde bulunmak ve döndükten sonra havacılık esaslarını memleketimizde kurmak amacı ile iki subayın Avrupa'ya gönderileceği bildirilmekte, havacılık öğrenmek isteyen ve normal kiloda, makina bilgisi bulunan ve Fransızca bilen subayların başvurmaları istenmekte idi.

    Süvari Yüzbaşısı Fesa ve İstihkam Teğmeni Kenan'ın başvuruları kabul edildi ve bu iki subay Fransa'ya havacılık eğitimi için gönderildi. Bu subayların eğitim görecekleri okul, Fransa'da Bileriot uçak fabrikasının uçuş okulu idi.

    Orduda havacılığa ait işlerlerle çalışma görevi Genelkurmay İkinci Şubede görevli bulunan Kurmay Yarbay Süreyya'ya (İLMEN) verildi.

    Yeni doğmakta olan havacılık hakkında Osmanlı ordusu subaylarında doğal olarak pek az bilgi bulunduğundan Kurmay Yarbay Süreyya da bu konuda fazla bilgi sahibi değildi. Havacılık hakkında esaslı bir bilgi edinilmesi için Paris, Berlin ve Viyana'daki Büyükelçiliklerin askeri ataşeliklerine birer yazı gönderilerek havacılık hakkında yayınlanmış kitap ve yayımlardan birer adet istendi. Aynı zamanda Avrupa'ya havacılık eğitimine gönderilen iki havacı subay hakkında düzenli olarak bilgi verilmesi için Fransa'da Bileriot Uçak Okul Müdürlüğüne de yazıldı.

    Kitap ve raporlar geldikten ve bu konu üzerinde birkaç ay çalışıldıktan sonra havacılığın kapsam ve önemi meydana çıktı. Konu çok büyüktü ve esaslı bir kadrolaşma ve önemli ölçüde fedakarlığa ihtiyaç vardı.

    Osmanlı İmparatorluğunda havacılığın yerleşmesi için bir hava okulu ile bir hava merkezinin en kısa bir zamanda kurulmasının gerektiği Kurmay Yarbay Süreyya tarafından teklif edilmiş ise de bu maksat için ödenek bulunmadığından şimdilik bu isteğin ileri bir tarihe bırakılması uygun görülmüş olmakla beraber havacılığa ait işlerin bir subayla yönetilmesi mümkün olamıyacağına kanaat gelmiş olduğundan uçak ve balon satın alma, havacı yetiştirme ve havacılık tesislerini yaptırma işleriyle uğraşmak üzere

Harbiye Bakanlığı Teknik Hizmetler Müfettişliğine bağlı bir kurul oluşturuldu ve başkanlığına havacılık işleriyle ilk gündenberi çalışan Kurmay Yarbay Süreyya getirildi.

    Kurul üyeliklerine Fen Birlikleri Şube Müdürü İstihkam Yarbayı Refik, İstihkam Binbaşısı Mehmet Ali ve Binbaşı Zeki seçilmişlerdi.

    Fransa'dan alınan raporlara göre Yüzbaşı Fesa hemen hiç uçak kırmadan uçuşlarını tamamlamakta idi. Fakat Teğmen Kenan bu eğitim devresinde oldukça çok kırım yapmıştı. Bu kırımlardan meydana gelen zarar ve ziyanı devlet ödüyordu. Subaylara verilen yolluklar, maaş ve eğitim ücretlerine kırım masrafları da katılınca miktar dolgunlaşıyordu. Bu zamana kadar ordu subayları için bu kadar çok masraf yapılmamıştı. Orduda para bakımından karşılaştırma ölçüsü piyade erinin tahsisatı, sürat ölçüsü ise piyade adımı idi. Bu nedenle havacılara olağanüstü yapılan harcamalar çok görülüyordu.

    İstanbul'da kurulacak bir uçak okulu tam anlamıyla havacı yetiştirdiği takdirde masraf daha az olmasa bile memlekette kurulmuş teknik bir kuruluş olması nedeniyle arzu edilmekteydi. Yalnız okul kurulurken Avrupa'da hiç olmazsa 50 veya 60 havacı yetiştirip öğrenimi yabancı öğretmenler gözetiminde onlardan bir kaçına verilmeliydi.

    Havacılığa ait bir komuta yerinin kurulması da aynı derecede hatta okuldan da daha önemli idi.

    Kurul çalışmalarına başlamış, bir yandan para temini ve havacılık hakkında incelemelerini sürdürürken, bir yandan da elçilik aracılığıyla Fransa'dan satın alınan iki uçak için meydan aramaya başladı.

    Mahmut Şevket Paşa meydanın Anadolu yakasında olmasını istiyordu. Fakat Anadolu tarafında böyle bir yer bulunamadı ve Rumeli yakasına geçildi.

    Tayyare okulu tesisi ve havacı yetiştirilmesi hakkında askeri ataşelik vasıtasiyle fikir ve görüşlerine başvurulan değişik Avrupa uçak firmalarının yaptığı öneriler arasında (R. E. P.) uçak fabrikasının önerisi en uygunu görülmüş ve yönetici Simone ile bir anlaşma yapılmıştır.

    R. E. P. uçak fabrikasının müdürü ile yapılan temaslar sonucunda Kurmay Yarbay Süreyya ve kurulu tarafından aşağıdaki rapor hazırlanmıştı.                

                                                                                                                                                                                    18 Mart 1912

    Özet: Orduda hava okulu ve havacılık kuruluşu hakkında rapordur.

    Paris Büyükelçiliği askeri ataşe yardımcısının önerisiyle Fransa'dan gelen ve Fransız hükümetinin İstanbul askeri ataşesi tarafından şahsınıza ve Genelkurmay Başkan Vekili paşa hazretlerine takdim edilen (Rober - Esnolt - Pleteri) veya belirtilen üç ismin ilk harflerinin birleştirilmesiyle oluşmuş REP uçak fabrikasının müdürü Bay Simone ile uçaklar hakkında gerekli incelemelerde bulunuldu. İncelemelerimiz üç nokta üzerinde yoğunlaştırılmıştır.

    Birincisi, İstanbul'da kurulacak havacılık okuluna ait proje; ikincisi, havacılık okulunun yerinin seçimi; üçüncüsü ise, orduda hava birliğinin kurulması.

    Paris askeri ataşeliğinden şimdiye kadar bu hususlarda çeşitli projeler alınmış ve bunlara paralel olarak REP fabrikası da bulunduğundan, belirtilen projeler detaylı olarak incelenmiş ve birbirleriyle karşılaştırılmıştı. Hiç bir noksanı olmayan ve her şeyi çok iyi şekilde düzenlenmiş olan REP fabrikası projesi Bay Simone ile tekrar incelendi.

    Önce: Okul projesi kapsamında değişik sistemde uçakları inceleme ve karşılaştırma için 100.000 Frank bedel konulmuştu. İleride muhtelif sistemde uçakları tetkik ederiz, yalnız şimdilik bize çok iyi bir okul gereklidir, diyarek vaz geçtik.

    Birinci olarak: Hangarlar ve diğerleri hakkında incelemelerde bulunduk, memleketimizde söz konusu hangarları inşa etmenin daha kârlı olacağını bu nedenle tarafımızdan inşa edileceğini söyleyerek bunların da tutarını çıkardık.

    İkinci olarak: Okul meydanının düzeltilmesi ve düzenlenmesi için 10.000 Frank konulmuştu. Bu da tarafımızdan yapılacaktır diyerek çıkardık.

    Üçüncü olarak: Yalnız uçak okuluna ait alet ve edevata sıra gelince onların fiyatında da küçük bir değişiklik yapılmıştır.

    Çeşitli projeler incelenirken bir okul kurulması için gerekli masrafın ortalama olarak 15.000 lira olabileceğine dair bir kanaat oluşmuştu; ve bunun için de 15.000 lira okulun kurulması ve 5.000 lira okulun bir senelik masrafı ve 20.000 lira da orduda havacılık kuruluşunun meydana getirilmesi için harcanacağı düşünülerek Genelkurmay tarafından toplam 40.000 lira ödenek istenmişti.

    Bay Simone'nin önerdiği proje ordumuzun ihtiyaç duyduğu havacı subaydan fazla miktarda yetiştirebilmek üzere düzenlenmiş bir proje olduğundan gerekli değişiklikten sonra herhalde yaklaşık 15.000 lira ortalama bir fiyatla okul kurulabileceğine daha sonra bir kanaat oluşmuş oldu.

    Bay Simone'nin okul projesinin sonucunda on subayımızı ve onbeş uçak makinisti ve diğer personeli hiç bir ücret talep etmeksizin fabrikasında eğiteceğini ve buraya bir mühendis ile bir tayyareci göndererek üç ayda okulu kuracağını kabul ediyor ve okulun kurulmasından sonra subaylarımız vasıtasiyle okulun çok iyi yönetileceğini de bildiriyor.

    Okul yerinin belirlenmesi için komisyonumuz ve Bay Simone beraber Çırpıcı, Vidos, Safraköy, Dudurlu, Sarıgazi dolaylarına gidildi.

    Okul meydanı için iki kilometre eninde ve 700 metre boyunda düz yer gereklidir. Civardaki vadilerden gelen hava akımları ile anafor ve sağnaklardan uzak ve korumalı kalmak üzere yüksek bir yerde bulunması ve engel ve ağaçlardan uzak olması ve etrafta yüksek dağlar bulunmamakla beraber beş, on kilometrelik uzaklığa kadar uçakların gidip gelebilmelerini temin için etrafın da gayet açık bulunması gerektiğinden Çırpıcı, Vidos köyleri ile Dudurlu ve Sarıgazi tarafları beğenilmedi. Yeşilköy'ün ilerisinde Kalitarya köyü ile Ayamama çiftliğinden Safraköy'üne kadar açık olan düz arazi tamamen uygun olduğundan hemen orasının okul yeri olmak üzere seçilmesine karar verildi. Söz konusu arazi yaklaşık olarak dört, beş bin dönümden ibaret ve gayet düz olduğu gibi şu anda bile orada okul kurulması mümkün olacaktır. Yalnız ortasından geçen telgraf hattı uçaklar için büyük bir engel olacağından, söz konusu hattın biraz uzaktan dolaştırılması suretiyle bu engelin de yok edilmesi mümkündür. Civarında uçaklar için başka bir engel bulunmamaktadır. Uçmakta olan uçakların istenildiği noktada yeri inmeleri mümkündür. Uçakların havadan yere inecekleri alanın çok düz olmasına çok önem veriliyor. Tabii ki bu önem acemi olan havacılar içindir. Çünkü çoğu kazalar bu sırada meydana gelmektedir. İstanbul ve civarında esmekte olan rüzgarların büyük çoğunluğu kuzeye ait rüzgarlardan olduğu ve uçakların havaya emniyetle yükselmeleri için bu rüzgarlara karşı hareket etmeleri gerekmekte olduğundan hangarların kapıları kuzeye çevrilmiş olmak üzere Kalitarya köyü ile Ayamama çiftliği arasında ve bir hat üzerinde tertibine karar verildi. Diğer yapılar sırasıyle dizilecektir. Kalitarya köyü Yeşilköy'e ve demiryoluna yakın bulunduğundan gerek okul idaresi ve gerekse öğrenci için ulaşım temin edilmiş olacaktır.

    Seçilen arazinin Agop beyin çiftliği dahilinde olduğu öğrenildi. Dört - beş bin dönüm arazinin kıymeti dönüm başına bir ve nihayet iki lira kadar tahmin edilmekte ise de herhalde ileride kamulaştırılması arzu edildiğinde bir değer takdir edileceği tabiidir. Şimdilik beş, on dönümlük bir arazinin gerekli olduğunu gördük, daha sonra kamulaştırılmak üzere bir kaç sene için söz konusu arazinin küçük bir bedel ile kiralanabileceği de mümkündür.

    Yapılacak inşaat: Üç hangarla bir müdür dairesi ve subay konutu ile ufak bir hastane ve yeraltında bir benzin deposu, bir karakol ve bir tamir ve imalathane ile bir de yedek parçalara ait depodan ibarettir.

    Orduda havacılık kuruluşuna gelince:

    Tayyarecilik için daha hiç bir hükümet kalıcı bir teşkilat kuramamıştır. Yalnız Fransızlar iki yedek olmak üzere sekizer uçaklı müfrezeler kurulmasını düşünmektedir. Memleketimiz için sekiz uçaklık bölükler hem pahalı ve hem de gezici olamıyacağından dörder uçaklık bölük kurulmasını daha uygun görüyoruz. Buna paralel olarak gelecek için inceleme ve araştırmalarda bulunulmuştur.

    Önce; Kurulacak okul, aynı zamanda bir uçak genel merkezini de oluşturacaktır. Burada gerekli olan alet ve avadanlık sağlanacak ve havacı subayı ile makinistler ve diğer personel yetiştirilecektir. Bütün bu hazırlıklar yapıldıktan sonra sırasıyle uçak bölükleri kurularak önce müfettişliklere ve daha sonra kolordulara birer bölük dağıtılmasının uygun olduğu düşünülmektedir. Müfettişliklerde bulunacak uçak bölükleri, kolordulara bölüklerin dağıtımından sonra, yedek uçak bölükleri ismini alacak ve ilerdeki hatta bulunacak kolordu uçak bölüklerinin yedeği olacaktır. Ordumuzda bölük, takım deyimine her subayın kulağının alışmış olması nedeniyle, havacılıkta da bölük ve takım deyimini kullanmaya karar verdik. Bir uçak bölüğü iki takımdan ve bir takım da iki uçaktan oluşacaktır. Birinci takım daha hafif bir düzenlemeye sahip olacak, ikinci takım ise onun gerisinde ve fakat daha kapsamlı yani diğerine oranla daha ağır olacaktır.

    Uçaklar ikişer kişilik olmak üzere kabul edilmiştir. Birinci takımın daha hafif olması için her nekadar Bay Simone bir kişilik uçakları önermiş ise de memleketimizde aynı anda hem rasıtlık ve hemde de aynı zamanda pilotluk yapacak subayı yetiştirmek mümkün olmadığından ve rasıtlık için tayyarecilik öğrenmek gerekli olmayıp gözü pek ve cesur herhangi bir subay bu görevi pek mükemmel bir şekilde yerine getireceğinden ve bir bölük dahilinde değişik ölçüde alet ve avadanlık veyahut yedek parçaları bulunacağı ve bunların birbirine karışmasının olası bulunması nedeniyle bir kişilik uçaklardan vazgeçilerek ikinci takımdan daha hareketli olmak üzere birinci takımın yine iki kişilik uçaklarla oluşturulması tekrarlandı. Yalnız bunlar yanlarında birer yedek motor ile küçük onarımların yapılabileceği yedek parçalarını arabalarında bulunduracaklardır. İkinci takıma gelince, yine ikişer kişilik uçak ile birer yedek motor ve birer çift sağ ve sol kanatları ve bir kaç adet pervane ve büyük ölçüde diğer yedek parçaları ve kumaştan yapılmış taşınabilen bir uçak çadırını (hangar 16x16 metre ölçülerinde) ve bir de demirci arabasına sahip olacaktır.

    Hangar bir araba üzerine yüklenmiş olup aynı zamanda dört uçağı ve diğer personeli barındırmaya yeterlidir.

    REP fabrikasının uçakları tamamen metal (gövde ve kanatlarda tahta yerine metal kullanılıyor) olması nedeniyle dışarda da yağmur ve rüzgâr altında bir kaç gün bırakılabilmektedir.

    Arabalar ikişer tekerlekli ve tekerlekleri lastikli olup hayvanla çekilmesine karar verilmiştir. O halde bir uçak bölüğü için gerekli olan araba miktarı uçaklar için dört, uçak çadırı için bir ve bir de demirci arabasına ait olmak üzere toplam altı arabadan ibarettir. Bundan başka kadrosu için bir yüzbaşı bölük komutanı, dört tayyareci teğmeni ve her uçağa bir makinist astsubay ile iki er olmak üzere toplam 12 erden ve her arabaya iki er hesabi ile yine 12 arabacı erden ve bir su taşıma beygiri ile bir erden ve bölüğün küçük ağırlığını oluşturacak olan iki araba ile dört erden oluşması düşünülmektedir. Bay Simone, bir seferde bir bölüklük uçak ve bütün teçhizatı ile kendisinden satın alındığında, altı subey ile onbeş eri (makinist) yine ücretsiz eğitim verdireceğini ve İstanbul için bir mühendis ile bir havacıyı geçici bir süre için görevlendireceğini kabul ediyor ve mükemmel bir uçak bölüğü için 9.000 Napolyon istiyor.

    Arabalar için bir iki adet satın alınmasını ve diğerlerini de burada yapmamızı öneriyor ki bu durumda söz konusu fiyatın da kısmen aşağı ineceği tabiidir. Birinci şartnamenin imzalanmasından üç ay sonra iki adedinin daha satın alınması şartı ile şimdilik yalnız iki uçak satın alındığı halde altı tayyare subayı ile 15 makinist erini yine ücretsiz eğitecektir. Buna rağmen böyle parça, parça satınalmada bulunarak bölüklerin kuruluşunu peyderpey ikmal etmek dahi mümkündür.

    Sonuç: Orduda havacı sınıfının kurulması gerçekten arzu ediliyorsa öncelikle bir okul kurmak ve şimdilik fazla detayı olmayan bir takımlık uçak satın almak şarttır. Bunun için gerekli ödenek miktarı komisyonumuza verilmeli ve komisyon da görevini, sorumluğunun bilincinde olmak üzere sonuca ulaşabilmek için bütün gücüyle çalışabilmelidir.

    Tayyarecilik eğitimi için Paris'e gönderilmeleri uygun görülecek altı subay ve astsubaya ait 1.500 lira ile yardım parasından 2.500 lira olmak üzere toplam 4.000 liranın harcanması için komisyonumuza harcama yetkisi verildiği takdirde, yol ücreti peşin olarak ve kalanı aletlerin tesliminden sonra ödenmek üzere hemen bir takımlık uçak satın alınması için gerekli şartname hazırlanması, altı subay ve beş astsubayın ücretsiz eğitiminin mümkün olacağı arz olunur.

                                                                                                                                                                                                                     18 MART 1912

                                                                           Teknik Hizmetler Şube Müdürü                       Genelkurmay 2 nci Şubede görevli    

                                                                           İstihkam Binbaşı Refik                                     Kurmay Yarbay Süreyya(İLMEN)

                                                                           Teknik Hizmetler Şubesinde görevli                Teknik Hizmetler Şubesinde görevli

                                                                           İstihkam Binbaşı Mehmet Ali                            İstihkam Binbaşı Ahmet Zeki

 

  Kurul tarafından Yeşilköy'de seçilen meydana 1912 yılı ilkbaharında iki hangar yapılmaya başlandı.

    Bu inşaat devam ederken Avrupa'dan satın alınan iki kişilik bir Deperdussin uçağı ile bir kişilik küçük bir okul uçağı 15 Mart 1912'de İstanbul'a gelmişti. Bu uçaklar Avrupa'da eğitimini tamamlayarak dönmüş olan Yüzbaşı Fesa ile Teğmen Kenan'a teslim edildi.

    Yüzbaşı Fesa ordumuzun bir numaralı pilotu olup, Fransa'nın 780 numaralı pilot diplomasına sahiptir. Teğmen Kenan kısa bir süre sonra havacılıktan ayrılmıştır 

    Uçaklar Yeşilköy'de seçilen hava meydanında kurulan çadırlar içinde korunuyordu.

    23 Nisan 1912'de Hürriyet anıtında yapılacak olan büyük askeri törene uçaklarımızda katılacaktı. Bunun için hazırlık yapılırken Mart ayı sonunda, bir gece ansızın çıkan bir fırtınadan çadırlar yıkılmış ve uçakların kanatları ile dümenleri uçulamıyacak derecede kırılmıştı.

    Bu sıralarda satacağı uçaklara ait anlaşma yapmakla uğraşan REP uçak fabrikası müdürü ile anlaşarak alınacak olan iki uçaktan bir tanesi Pilot Gordon Bell ile acele olarak Yeşilköy'e getirilmiş ve 23 Nisan günü uçurularak törene katılması sağlanmıştı.

    REP fabrikasında pilot eğitimi için seçilen subaylar Mayıs ayının son günlerinde Fransa'ya hareket etmiş olup, isimleri şöyleydi.

                                                                                                 Piyade Kıdemli Yüzbaşı Cemal

                                                                                                 Piyade Yüzbaşı Refik

                                                                                                 Piyade Yüzbaşı Feyzi

                                                                                                 Topçu Yüzbaşı Salim

                                                                                                 Teğmen Nuri

                                                                                                 Teğmen Mitat

                                                                                                 İstihkam Teğmen Salim

                                                                                                 Süvari Teğmen Şükrü

    -Piyade Kıdemli Yüzbaşı Cemal, Piyade Yüzbaşı Refik ve İstihkam Teğmen Salim havacılıktan ayrılmışlardır.

    -Piyade Yüzbaşı Feyzi Birinci Dünya Savaşı'nın ilk günlerinde Kilyos açıklarına geldiği haber verilen Rus donanmasını keşif için havalanmış, dönüşte uçağı Belgrat ormanına düşerek parçalanmış, kendisi ve Rasıt Teğmen Sami şehit olmuşlardır.

    -Topçu Yüzbaşı Salim Trablus'a gitmek üzere Fransa'da bulunduğu sırada REP hava okuluna girme emrini almıştır. Mısır seferini tamamlamış ve emekli Albay iken ölmüştür.

    -Teğmen Nuri İstanbul - Kahire hava seyahatinde Yafa'da düşerek şehit olmuştur.

    -Topçu Teğmen Mitat Fransa'da Versay'da topçu alayında bir buçuk seneden beri staj görmekte iken İstanbul'dan gelen havacılara katılmıştır.

    -Süvari Teğmen Şükrü havacılıktan ayrıldıktan sonra Balkan Savaşı'nda şehit olmuştur.          

    Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa teşkilatı büyütmeye ve güçlendirmeye karar vermiş ve bu maksat için düzenleme yapmaya başlamıştı. Bütçede havacılık için ayrı bir ödenek olmadığı gibi memleketin çeşitli yerlerindeki isyanlar yüzünden ordunun büyük bir kısmı seferber edilmiş ve bu yüzden çok fazla harcama yapılmıştı. Uçak ve teşkilatı için ilk gerekli paranın millî yardım ile temini yoluna gidildi. Esas olarak Osmanlı Donanma Cemiyeti milletin sevgi ile verdiği donanma yardımlarını topluyordu. Bu cemiyetin memleketin her yerinde yardımcıları vardı. Harbiye Nazırlığı 13 Mart 1912'de tayyare yardımlarının da Donanma Cemiyeti tarafından toplanmasını uygun görmüştü.

    Bir hafta sonra 20 Mart 1912'de REP fabrikasından alınan uçaklar için adı geçen cemiyetten 4.000 lira istenmişti.

    Milletin bu yardımından başka ordu ve donanma subay ve mensupları altı ayda ödenmek üzere maaşlarının dörtte birini uçak yardımına verdiler.

    Devletin maliyesi gibi resmi kuruluşlardan temin edilen paralar çok zorlukla ele geçmekte idi. Bu yüzden ısmarlanan malzemenin bekleye bekleye çürüyüp işe yaramaz bir hale gelmesinden başka memleket savunması da tehlikeye düşecek bir hal alıyordu.

    Nitekim, Edirne müstahkem mevzii için satın alınan ve Türkiye'ye sevkedilmek üzere Almanya'da hazır bir halde beklemekte olan balonun bedeli, aradan bir sene geçtiği halde maliyeden alınamamış, bu nedenle Edirne için pek önemli bir keşif aracı ambarlarda hurdalaştırıldıktan sonra ancak parası verilip alınabilmişti.

 Devamı için tıklayınız

Editör :  ercancetinerler@ttnet.net.tr

KAYNAKLAR

Copyright © 2000-2003 Tayyareci