www.tayyareci.com                  ANA SAYFA Tayyareci Türkçe Site Gökyüzünün yeni adresi
Tayyareci English Site
Tayyareci Deutsch Site
Sitede Arama :
 

      MiG EFSANESİ

“MiG” ismi iki kişiye dayanmaktadır. Bu kişiler kuruluşa isimlerini veren Artem İvanoviç Mikoyan ve Mikhail Yusifoviç Guryeviç’tir.  Rusca’da “M ve G” manasına gelen bu isim adı geçen  iki kişinin soyadlarının baş harflerinden meydana gelmektedir.
MIKOYAN, Artem Ivanovic                                  GURYEVIC, Mikhail  Yusifovic

8 Aralık 1939’da Polikarpov’un dizayn ekibi SKO(4)’nun çalıştığı 1 No.lu uçak montaj fabrikası olan “Aviakim(5)”den bazı elemanlar bir araya getirilerek MiG OKB(6) kuruldu. Üzerinde çalışılmakta olan “Kh” projesi de bu yeni ekibe devredildi. Bu arada Polikarpov’un mükafatlandırılarak başka bir fabrikaya atanması üzerine ekseriyetle av ve hava muharebe uçakları üzerine uzmanlaşacak bir ekibin ilk adımları atılmış oldu.

MiG-1 ve MiG-3 1940’ların en iyi yüksek irtifa avcı uçağı oldu. Ancak II. Dünya Savaşı’nda doğu cephesinde savaşlar başladığında bu uçaklar henüz istenen seviyeye gelmiş değildi.

İkinci Dünya Savaşı sırasında MiG-3’lerin gelişmesiyle uğraşıldı. Zırhı değiştirildi, daha güçlü ve turbolu motorlar takıldı fakat bu uçak bir deney uçağından öteye gidemedi. Aynı şekilde 1941-42 yıllarında geliştirdikleri iki motorlu uzun menzilli hava muharebe ve avcı uçağı “DIS”(7), Petlyakov(8) Pe-2(9) tipinin değişik modellerinin imalatta olmasından ötürü seri imalata geçemedi.

Ancak savaşın son yıllarında geliştirilen MiG-13 için durum tamamiyle farklı oldu. O günlerin en hızlı Sovyet avcı ve hava muharebe uçağı olarak 1950 yılına kadar hizmette kaldı.

MiG-9’un gelişi ile bütün Dünya’ca tanınan MiG jetlerinin devri başlamış oldu.  İlk MiG-9 (=“F”/I-300) imalatı 22 Ekim 1946’da tamamlandı. İki jet motorlu ve T-kanatlı olan bu ilk jetten 650 adet yapıldı ve hemen arkasından MiG-15’in gelmesi nedeniyle sınırlı hizmet imkanı buldu.

Gövde yapısı Alman Ta-183 projesinden esinlenerek yapılan MiG-15’lerde Britanya Hükümeti tarafından hediye edilen Rolls-Royce “Nene” motorunun kopyası olan Klimov VK-1 jet motoru bulunuyordu. NATO kod adı “Fagot” olan MiG-15’lerin eğitim maksatlı olan ve NATO kod adı “Midget” olan iki kişilik tipi de mevcuttu. İlk uçuşunu 1948’de yapan MiG-15’ler 10.08 metre kanat açıklığı, 10.86 metre toplam boy ve 3.70 metre yüksekliğe sahipti ve 1075 km/h hız yapabiliyordu. 1 adet 37mm, 2 adet 23mm makinalıya sahip olan MiG-15’lerin azami menzili de 1860 km’ydi.

İngilizlerin hediyesi sayesinde yaklaşık 5 yıllık  bir ivme kazanan proje Kore Savaşı’nda Batılı’lara kötü bir sürpriz oldu. Geriye doğru eğik kanatları ile birinci jenerasyon Rus jetlerinin ilk temsilcisi olan MiG-15, 18000 adedi aşan imalat sayısı ile bugüne kadar en çok yapılmış jet savaş uçağı rekorunu da elinde bulundurmaktadır.

Kore Savaşı’na katılan bütün jetlerden daha üstün manevra yeteneklerine sahip olmasına rağmen yeterince eğitilmemiş Kuzey Kore’li ve Çin’li pilotlar nedeniyle Amerikan F-86’ları MiG-15’ler karşısında 15:1 gibi bir hava muharebe üstünlüğü sağladılar.

MiG-15’i  MiG-17 takip etti. Gövde arka kısımları ve kanatları değiştirilmek suretiyle MiG-15’in yeniden tasarımlanması suretiyle geliştirilen MiG-17 ’ler ilk uçuşunu 1954’de yaptı.

Kanat eğimi biraz daha arttırılmış, daha güçlü Klimov VK-1F jet motoru kullanılmıştı. Bu sayede hızı 1150 km/h'a, tavanı da 15100 metreye yükselmişti.

Kanat genişliği 9.63 metre, boyu 11.62 metre olan bu uçağın silah donanımı ise MiG-15’in aynıydı. Ayrıca son modellerinde 2 adet kısa menzilli güdümlü RS-2US (NATO kodu AA-1 “Alkali”) havadan havaya roket taşıyordu. Sovyetler Birliği Hava Kuvvetleri’nde havadan havaya güdümlü roket taşıyan ilk uçak oldu.

NATO kod adı “Fresco” olan MiG-17’ler de büyük sayılarda imal edildiler. Lisans altında Polonya, Çekoslavakya ve Çin’de de imal edilen bu uçaklar 22 Doğu Bloku ülkesine ve müttefiklerinde uzun yıllar standart av ve hava muharebe uçağı olarak kullanıldı.

Vietnam Savaşı’nda da kullanılan MiG-17’ler, yüksek manevra yetenekleri nedeniyle F-4 “Phantom”lar için MiG-21’lerden daha korkutucu rakip olmuş, Republic F-105’lere ise büyük bir üstünlük sağlamıştır. Bu nedenledir ki Amerikan Hava Kuvvetleri üstün vasıflı bir havamuharebe uçağı arayışına girmiş ve donanmanın kullanmakta olduğu F4J “Phantom”ları ufak değişikliklerle bünyesine katmıştır.

Yalnız MiG-17’lerin birkaç eksikliği bulunuyordu. Batı dünyasında artık radar donanımlı ve her türlü hava koşullarında uçabilen F-89, F-94, F-100 gibi uçaklar varken Sovyetler Birliği bu özelliklerden mahrumdu. Diğer bir eksikliği de süpersonik olmamasıydı. Bu eksiklikler MiG-19’ ların gelişiminde büyük rol oynamıştır.

Geriye doğru eğik kanatlarıyla aynı felsefeyi takip etmiş ancak “aileron”lar dik kanattan alınıp gövdeye monte edilmişti. Klimov’ların yerine “afterburner”lı iki adet Tumanski RD-9BF takılmıştı. Bu sayede 18000 metreye irtifaya ve 1450 km/h süpersonik hıza erişebiliyordu. Havadan havaya güdümlü füzeler  olarak MiG-19’larda standart ekipman olarak kullanılmaya başlandı. Servisteki MiG-17’lere de bilahare monte edilmeye başlanan RS-2US (AA-1 “Alkali”) 4 adet olarak kanat altındaki pilonlarda taşınıyordu.

MiG-19 iyi hava koşullarında görev yapan bir uçak olmakla beraber ileri bir tipi olan MiG-19P’ye her türlü hava koşullarında sınırlı görev imkanı tanıyabilen radar takılmıştı.  Sovyet Hava Kuvvetleri’nde birçok ilklerin sahibi olan ve ilk uçuşunu 1956’da yapan üstün manevra yetenekli bu uçak kısa bir süre sonra MiG-21’lerin geliştirilmesiyle fazla uzun bir servis ömrüne sahip olamamıştır.  Ancak bu uçak Çin Hava Kuvvetleri tarafından çok beğenilmiştir. Lisans altında üretimi F-6 adı ile yapılan MiG-19’ların imalatı ve üzerinde geliştirme çalışmaları halen devam etmektedir. Çin Halk Cumhuriyeti yaklaşık 4000 adet ile Sovyetler Birliği’nden iki katı fazla MiG-19 üretmiştir.

MiG-19 ile Sovyet jet savaş uçaklarının birinci jenerasyonu kapanmıştır. Delta kanat artı kuyruk kanatları (aileron) ile simgeleşen ikinci jenerasyon jetler sahneye çıkmaya başlamıştır. Bu dizayn özellikleri  Sukhoi ve Yakovlev gibi OKB’ler tarafından kullanılmakla birlikte bu ikinci jenerasyonun tartışmasız en iyi temsilcisi MiG-21’dir.Yirmi yıl boyunca imalatta kalan Mig-21’lerin ilk tipi ile son tipi arasında basit şekilsel yakınlıkların haricinde hiçbir benzerlik yoktur.  İlk prototipi 1956’da uçan MiG-21’ler, MiG-21F olarak 1959’dan itibaren servise girmeye başlamışlardır. NATO kod adı “Fishbed-C” olan bu uçak yalnız bir menzil tespit radarına sahip ve iyi hava şartlarında uçabilen av/hava muharebe uçağıydı. Menzili oldukça kısa olup yeterli silah donanımına da sahip değildi. Kanat açıklığı 7.15metre, boyu 13,46 metre ve yüksekliği 4.10 metre olan bu uçağın toplam kanat alanı 23 metre kareydi. Maksimum hızı 2175 km/saat MiG-21’lerde standart olarak bir adet 23mm makinalı tüfek vardı, kanat altındaki iki pilonda iki adet RS-2US(AA-1 “Alkali”) havadan havaya güdümlü roket taşınabiliyordu.

Daha sonra servise giren bütün tiplerde kanat genişliği, toplam kanat alanı ve makinalı tüfek sabit tutulmuş ancak uçağın performansını arttırmak için motor ve elektronik donanımlarda revizyonlara gidilmiş, ilave yakıt depoları eklenmiştir. MiG-21F’in ilk gelişmiş modeli olan MiG-21P(F) lerde hava emiş oluğuna daha uzun ve geniş bir şok konu eklenmiş ve bunun içine yerleştirilen radar vasıtasıyla sınırlı her hava şartlarında görev yapabilme olanağı getirilmiştir.

MiG-21’lerin ikinci kuşağı olan MiG-21M’lerde eski R11F-300 jet motoru yerine R13-300 kullanılarak itiş gücü 5740 kg’dan 6600kg’a çıkartılmıştır. Bu sayede hız ve yük artımı sağlanmıştır.

1972’de sevise giren üçüncü kuşak  MiG-21bis’lerde ise Tumanski R-25 jet motoru ile yeni avionikler kullanılarak uçak performansı arttırılmıştır. Kanat ve gövde altına yerleştirilen pilonlar vasıtasıyla 6 adede kadar RS-2US (AA-1) veya infrared güdümlü yalın mesafe hava kombat roketi olan R-60 (NATO kodu AA-8 “Archer) havadan havaya güdümlü roket taşıması mümkün olmuştur.

MiG-21’lerin  MiG-21U diye anılan ve NATO kod adı “Mongol” olan iki kişilik eğitim tipi de mevcuttur.

Hindistan 1987 yılına kadar lisans altında imalata devam etmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti ise üretime halen devam etmekte ve “F-7” dezignasyonu ile ihraç etmektedir.

10,000’den fazla üretilen MiG-21’ler Vietnam dahil birçok savaşta görev almıştır. Halen faal olan tipleri Batı menşeli radar ve avioniklerin kullanımı ile modernize edilmektedir.

MiG-21’ler ile Sovyet jet uçaklarının ikinci jenerasyonu kapanmış, değişken kanat geometrili üçüncü jenerasyon başlamıştır. Bu dizayn özellikleri MiG OKB ile birlikte Sukhoi OKB tarafından da kullanılmıştır.  

 

MiG-21’lerden bahsederken E-166’ya değinmemek çok büyük haksızlık olur.

E-166 tamamen deneysel bir uçak olup aerdinamik yapıyı denemek ve geliştirmek kadar rekorlar kırmak üzere tasarlanmış bir uçaktır. MiG-21’in gövde yapısı esas olarak alınmış ancak

ağırlığı azaltmak için her türlü savaş donanımı ve avioniklerden arındırılmıştır. 10.000 kg itiş gücüne sahip P-166 denesel jet motorlu bu uçağın kanat açıklığı 8.5metre, boyu ise 18.5 metreydi. Kalkış ağırlığı 3100 kg olan bu uçak yüksek irtifada 2680 km/saat hıza erişebiliyordu. İlk uçuşunu 1959’da yapan E-166’lar Batı Dünyası’nda önceleri üstün performanslı bir hava muharebe uçağı olarak algılanmış ve bir şok tesiri yapmıştır. E-166’nın kırdığı birçok rekor vardır ve uzun süreler kırılamamıştır.

 

E-166

MiG-21’lerle uzun süre yanyana görev yapacak MiG-23’lerin ilk prototipi 1967’de uçmuştur.

Aynı yıl Moskova’da düzenlenen “Domodedovo AirShow” hava gösterisinde tanıtılan uçak çok büyük ilgi uyandırmıştır. USAF F-111’lerle  hemen   hemen  eşzamanlı  olan   MiG-23’ler  seri bir şekilde 1968’den itibaren imalata girmiş ve  hızlı  bir  şekilde 1969 yılından itibaren Sovyet Hava Kuvvetlerinde görev almaya başlamıştır.

MiG-23’lerin dizaynındaki ana amaç küçük ve ham pistleri kullanabilen, yüksek performans sahibi ve kompakt gövdeli bir hava muharebe uçağı yaratmaktı. İlk hizmet tipi olan MiG-23S’ler MiG-23PD’ler ile aynı zamanlarda geliştirilmiştir. MiG-23S 13,96/7,78 metre değişken kanat açıklığında, 16,70 metre boyunda, 5,8metre yüksekliğinde tek kişilik mürettebatı olan ve 10,000kg itiş gücünde bir adet “Haçaturof” R-27M-300 jet motoru olan bir savaş uçağıydı. En çok hizmet gören tipi ise 1974 yılında ilk uçuşunu yapan MiG-23M ve MiG-23MF’dir. Bu uçaklarda motor “Tumanski” R-29B ile değiştirilerek itiş gücü 12500 kg’a çıkarılmış ve böylece yüksek irtifada 2450 km/saat maksimum hız elde edilmiştir. MiG-23’ler 1 adet 23mm makinalı tüfeğe ilaveten gövde altı ve kanat altı pilonlarda “AA” güdümlü roket, bomba “drop tank”lardan meydana gelen 2000 kilo savaş yükü taşıyabiliyorlardı. NATO kod adı “Flogger” olan bu uçaklardan 5800 adetten fazla üretilmiş, Sovyet Hava Kuvvetleri’ne ilaveten Varşova Paktı ülkelerin hava kuvvetleri ile Libya, Suriye gibi ülkelerin hava kuvvetlerinde de görev almıştır. Görevine halen devam etmekte olan bu uçağın MiG-23BN kara hücum tipi de mevcuttur.
MiG-23S’lerle aynı zamanda dizayn edilen MiG-23PD’lerin özelliği VTOL/STOL (Dikine kalkıp inebilme) olmasıydı. Yalnız bir adet prototipi üretilen bu uçağın delta kuyruk kanatları vardı ve kalkış motorları gövdenin ön tarafında yer alıyordu.

MiG-23NB’nin özellikle ihracat için geliştirilmiş bir modeli de mevcuttu. MiG-27 olarak anılan bu model yeniden tasarlanmış burun konuna (nose cone), basitleştirilmiş hava alış oluklarına daha düşük avioniklere sahipti. Bu değişiklikler supersonik permormansı eksi yönde etkilemekle beraber uçak fiyatında, toplam ağırlıkta ve yakıt sarfiyatında azalmalar sağlamıştı.

Sukhoi’un değişken geometrili uçakları ile birlikte MiG-23 ve Mig-27 üçüncü jenerasyon Sovyet jet savaş uçaklarının ilk ve son temsilcileri olmuşlardır. Bundan sonra, halen günümüzdedevam etmekte olan dördüncü jenerasyon jet savaş uçaklarının devri başlamaktaydı.

1970’li yılların başlarında ve ortalarında Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri USAF B-70, F-108 ve SR-71 gibi  yüksek irtifalarda Mach 2’nin çok üstünde uçabilen savaş uçakları projeleri ile uğraşıyordu.  YF-12 olarak başlayan ve sonraları SR-71 adını alan projenin ilk prototipi 1960’da uçmuştu. 1970’lerde operasyonel olan bu uçağın hızı  Mach 3.5’in üzerinde, servis tavanı 25000 metre ve maksimummenzili de 6000 kilometreydi.  Mach-3’ün üzerinde ve 25000 metrede uçan stratejik bombardıman uçağı olan B-70 “Walkrie”nin karşıtları ve bunları önleyebilecek jetleri mevcut değildi. Bu askeri gereksinimler MiG-25’in dizanına neden olan en büyük etkenlerdir. Geriye eğik sabit geometrili kanatlar artı kuyruk kanatları ve iki adet “rudder” MiG-25’in ve dördüncü jenerasyon Sovyet jet savaş uçaklarının en büyük özellikleridir. Bu özellikler MiG-29 ile Sukhoi Su-27 ve takipçilerinde de aynen tatbik edilmiştir.  

F-108 projesinin iptal edilmesi, B-70’in prototipten öteye gidememesi ve SR-71’in stratejik keşif uçağı olarak revize edilmesine rağmen MiG-25 projesinden vaz geçilmedi. NATO kod adı “foxbat” olan bu uçakların ilk prototipi 1965’de  uçtu. 1970’den  itibaren  servise girmeye başlayan MiG-25’lerin üç ana tipi mevcuttur.

MiG-25P ve geliştirilmiş tipi olan MiG-25PD havamuharebe, MiG-25R ve MiG-25RB stratejik keşif ve keşif-bombardıman tipleridir. MiG-25BM ise hava savunma uçağıdır.

Mürettebatı 1 kişi olan MiG-25’lerin kanat açıklığı 14.00metre, boyu 21.67 metre, yükseklği de 6,50 metreydi; itiş gücü 11200 kg olan iki adet “Tumansky” R-15D-300 jet motoru ile teçhiz edilmişlerdi. Maksimum servis ağırlığı 37000 kg olan MiG-25’ler 3000 km/saat hıza (Mach 2.8) erişebiliyordu ve servis tavanı 21000 metreydi. Önleme görevi yapanlar dört adet R-40R (NATO kodu AA-6 “Acrid”) uzun mezilli veya R-60 kısa menzilli havadan havaya güdümlü roket, bombardıman tipleri ise 4000kg bomba taşıyabiliyordu.

1983’de imalatına son verilen bu uçaklar Arap-İsrail savaşlarında kombat görevi gördüler. 1200 civarında  üretilen  MiG-25’lerin %75’inin  görevi hücum önleme (interceptor) idi. Halen görevde olanlar daha geliştirilmiş benzerleri olan MiG-31’lerle değiştirilmektedir.Aynı jenerasyonun halen serviste olan son uçağı ise MiG-29’dur.  Amerika Birleşik Devletleri’nin hava kuvvetleri ve donanma hava kuvvetleri için geliştirmiş olduğu F-15, F-16, F-14 ve F-18 gibi üstün performanslara sahip çok maksatlı hava üstünlük ve muharebe uçakları Sovyet yetkililerini yeni arayışlara yöneltti. Çünkü Mig-25’ler yüksek hızlarına rağmen bu uçaklarla baş edebilecek manevra yeteneklerine sahip değildi. Servisteki diğer uçaklar ise batının elindeki uçakların  teknolojik açıdan gerisinde kalmaktaydı.  Bu arayışların sonucunda, daha sonraları  Su-27 diye adlandırılacak olan T-10 ile MiG-29 seçildi.

Aynı proje için kendi tasarımını sunmuş olan Yakovlev ise elendi. Sovyet Hava Kuvvetleri tercihini daha büyük ve ağır olan Su-27’den yana koymakla birlikte her ikisini de seçti ve görevlendirdi. Su-27’ler çok maksatlı, uzun menzilli hava muharebe uçağı olarak, MiG-29’lar ise kısa menzilli yakın muharebe ve taktik hava savunma uçağı olarak seçildiler. Her ikisinin de prototipleri aynı yıl, 1977’de uçtu. Ancak gelişimleri oldukça uzun sürdü. MiG-29’ların seri imalatına 1982’de başlanmasına rağmen servise 1985’de girdi. Bir yıl sonra da Su-27’ler servise girmeye başladı. Maliyetinin Su-27’ye nazaran daha düşük olması Varşova Paktı ülkeleri tarafından standart hava muharebe uçağı olarak seçilmesine neden oldu.

MiG-29 son derece etkileyici bir uçaktır.  Yüksek performanslı ve üstün manevra yetenekli bu uçakların silah donanımı da çok zengindir. Tek kişilik mürettebatı olup beheri 8300 kg itiş güçüne haiz iki adet Klimov RD-33 turbofan motoruna sahiptir. Kanat açıklığı 11.36 metre, toplam boyu 17.32 metre ve yüksekliği 4.73metre olan MiG-29’ların yüksek irtifada maksimum hızı 2500 km/saat (Mach 2.3) , servis tavanı 18000 metre ve azami menzili de 1900 ila  2100 kilometredir.

Menzilinin kısalığı bu uçaklar için bir dezavantaj olarak görülmekle birlikte kanat altına monte edilebilen iki adet beheri 1150 litrelik “drop tank”lar ile menzili 2900 kilometreye çıkarılmış bulunmaktadır. MiG-29’ları ikibinli yıllara hazırlama çalışmaları içinde gövde altına yerleştirilebilen 1800 litrelik bir başka tank ta bulunmaktadır ki bununla uçağın menzili 3300 ila 3500 kilometreye çıkarılmış olacaktır. Modern elektronik donanımlar ile yeni avioniklerin kullanılması ise gövde içinde 1000 litrelik ilave bir yakıt kapasitesi yaratacaktır . İlk tiplerinde bulunmayan havada yakıt ikmali donanımı da ilave edilmiş bulunmaktadır. Bu sayede havada bir sefer yakıt ikmali ve yeni yakıt depoları ile menzil 5200 kilometreye varmış olacaktır. Bu durumda MiG-29’lar kısa menzilli hava savunma uçağı olmaktan çıkıp uzun menzilli, çok maksatlı savaş uçağı kategorisine girmiş olacaktır.

İlk MiG-29’ların kumanda donanımı hidrolikti. Bu özellik te onları ilk elektronik kablolu uçuş (fly-by-wire) sistemine sahip F-16’lar karşısında  dezavantajlı duruma getiriyordu. Daha sonraları geliştirilen MiG-29M, MS ve MST tiplerinde bu sistem uygulanmış va seri kontrol imkanına ilaveten kontrollu bir dengesizlik ile uçağın manevra yetenekleri son derece arttırılmıştır.

2000’li yıllarda MiG-29’lar için planlanan bir gelişme de “Vector Thrust Control” vektöryel itiş gücü kontrolu ile jet egzostunun yönünü ± 15o değiştirerek uçağa ilave manevra yeteneği kazandırmaktır. Bu özellik ilk olarak Su-27’nin gelişmiş bir modeli olan Su-37’de başarıyla kullanılmıştır.

Enformasyon ve atış kontrol radarı ise HMS (Helmet Mounted Sight) kokpitin sağ önüne yerleştirilmiş “miğfere monteli” hedef tespit ünitesi, lazerli menzil belirleme ünitesi ve infrared arama ve izleme sensöründen meydana gelen optik belirleyici ve N-109 tipi Phazotron yapımı hava radar ekipmanından meydana gelmektedir. Miğfere monteli hedef tespit ünitesi “HMS” ile infrared arama ve izleme sensörü “IRST” (Infra Red Search & Track) MiG-29’da uygulanan ilklerdendir. 45o’lik bir açı ile hedefi tespit edip kilitlenebilmektedir. Bu özellik diğer uçaklara karşı büyük üstünlük sağlamaktadır.

MiG-29’larda , Mach 2.3 ve üstündeki hızlara uygun değişken geometrili hava alıkları bulunmaktadır. Hava alıkları gerektiğinde tamamen kapanabilmekte ve gövde üstündeki klapeli emiş ağızları kullanılmaktadır. Bu sayede ham pistlerden kalkışta “FOD” (Foreign Object Damage=Yabancı Cisim Hasarı) tamamen önlenmektedir. Ana hava alıkları kapatılıp gövde üstündeki klapeler açılarak taş ve benzeri sert cisimlerin motora girmesine engel olunmaktadır.

MiG-29’ların uçak gemilerinden kalkış ve iniş yapabilen, kanatları katlanabilen MiG-29K tipi de mevcuttur. MiG-29’ların silah donanımı 170 adet mermisi olan bir adet 30mm GsH-1 makinalı top ile kanat altındaki pilonlarda taşınabilen havadan havaya güdümlü roketlerden ibarettir. Kısa menzilli görevlerde 6 adet R-27R (NATO kodu AA-10 “Alamo”) yarı aktif radar veya infrared başlıklı havadan havaya roket; orta ve uzun menzilli görevlerde de 4 adet R-27R ve 2 adet R-33 (NATO kodu AA-9 “Amos” yarı aktif radar başlıklı havadan havaya roket kullanmaktadır.

Hava muharebe uçağı olarak geliştirilen MiG-29’lar kara hücum görevlerinde kanat altına yerleştirilen bombalar ile güdümsüz roketler taşıyabilmekteydi. Ancak sonraları yapılan gelişmeler ile, ilk MiG-29K’dan başlamak üzere Kh-29T/L (NATO kodu AS-14 “Kedge”) TV veya lazer kumandalı, Kh-31P (NATO kodu AS-12 “Kegler”) aktif veya pasif radar kumandalı, Kh-35 (NATO kodu AS-17) gemilere karşı aktif radar kumandalı roketleri kullanabilir hale getirilmişlerdir. 1998’de bütün bu üstünlükleri içeren MiG-29SMT  tipi Rus Hava Kuvvetleri’nin hizmetine sunulmuştur. Şu anda 150 adet MiG-29’un MiG-29SMT’ye revizyonuna başlanmış bulunmaktadır.

İki Almanya’nın birleşmesi neticesi Alman Hava Kuvvetleri “Luftwaffe” nin elinde bulunan MiG-29’lar ile NATO’ya girme hazırlıkları yapan Polonya ve Çek Cumhuriyeti Hava Kuvvetleri’de mevcut MiG-29’lar da DASA (Daimler Chrysler Aero-Space Administration) tarafından NATO standartlarına uygun bir modernizasyona tabi tutulmaktadır.

Beşinci jenerasyon jetlerin araştırma ve imalat maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle başlatılmış projeler prototip aşamasında durdurulmuş ve bunların yerine Su-27 ile MiG-29’ların modifiye ve modernize edilmiş tipleri uygulanmaya ve kullanılmaya başlanmıştır. Yukarıda belirtilen MiG-29SMT bunlardan biridir. Diğer bir uygulama da HOTAS (Hand On Throttle And Stick= El gaz pedalı ile lövyede) kumanda tarzını yeni tiplere uygulamaktır. Bu durumda kumanda lövyesi kalkmakta, bunun yerine kokpitin sağında ve bilgisayar oyunlarında kullanılan “joystick”e benzeyen çok maksatlı bir lövye kullanılmaktadır. Bomba yükünün 3000 kilodan 4000 kiloya çıkarılması, atış kontrol sistemlerinde yapılan iyileştirmeler ile simultane olarak 4 hava hedefi ile bağlantıya girebilmektir.

Eskimekte olan MiG-25’lerin yerine, aynı gövde dizaynı esas alınarak yapılmış ve daha üstün elektronik donanıma sahip olan MiG-31’ler de MiG-29’lar ile birlikte gündemdedir. Batı hava kuvvetlerinde aynı kategoride bir benzeri bulunmayan MiG-31’lerin silah donanımı MiG-25’lere benzemektedir. İki kişilik mürettebatı olan MiG-31’in kanat açıklığı 13.46metre, toplam boyu 22,67 metre ve yükseklği 6,1 metredir. Beheri 15500 kg itiş gücüne sahip iki adet Soloviev D-30F-6 turbojet motoruna sahip olan bu uçağın tavanı 21000 metre, menzili 3000 km ve azami hızı da 3000 km/saattir. Dördüncü jenerasyon Rus savaş uçaklarının standart donanımı olan 30 mm’lik makinalı tüfeğe ilaveten gövde içinde 4 adet R-40R (AA-6) ve 4 adet R-33 (AA-9) havadan havaya güdümlü roket taşımaktadır. Boş ağırlığı 29000 kg, maksimum servis ağırlığı 46000 kg olan MiG-31’lerin ilk prototipi 1975’te uçmuş seri imalatına ise 1983’de başlanmıştır. Bu uçakların en büyük özelliklerinden biri de 200 kilometre menzilli “Zaslon” radarlarının birbirleri ile kilitlenebilerek müşterek görev yapabilmeleridir.

Bu sayede dört MiG-31 asgari 800 kilometrelik bir cepheyi kontrol altında tutabilmektedir.

MiG-33, MiG-29’un geliştirilmiş ve çok ileri bir türevidir ancak tasarım aşamasında kalmıştır.

Dış görünüşleri birbirlerine çok benzemekle birlikte MiG-35, kokpitin iki yanına ilave edilen kanatçıklarla MiG-29’dan ayrılmaktadır. Bu uçakla ilgili fazla bir bilgi olmamakla beraber MiG-29 için tasarlanan bütün modernizasyonu içerdiği, iptal edilen beşinci jenerasyonun alternatifi olarak geliştirildiği tahmin edilmektedir.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra  Rus havacılık endüstrisi yeniden yapılanmış ve birçok tasarım ve imalat ünitesi “MAPO”(8) adı altında birleştirilmiştir. Türkçe karşılığı “Moskova Havacılık üretim Organizasyonu” olan bu kuruluşa “MiG”de  dahildir. Yeni adı MAPO “MiG” olan bu kuruluş taktik savaş uçakları yanısıra eğitim uçakları da üretmektedir. 1984’de prototipini uçurduğu ve aynı yıl servise giren MiG-AT bunun ilk örneğidir.

Sovyetler Birliği döneminden devralınan Çekoslovak yapısı subsonik jet eğitim uçaklarının yenilenmesi için geliştirilmiş ve son derece estetik yapılı bir uçaktır.

İki kişilik olan MiG-AT’lerin kanat açıklığı 10,6 metre, toplam boyu 11.2 metre ve yüksekliği 4.3 metredir.  Silah donanımı yoktur. Maksimum servis ağırlığı 6800 kg, tavanı 15000 metre ve menzili 1250 km’dir. İki adet beheri 1,43 kg itiş gücünde olan Larzac 04-R20 turbofanı vardır.

MiG-29 ile Su-27 ve türevlerinin hizmete girmesiyle birlikte Rus tasarımcılar yeni geliştirmelere ve arayışlara yöneldiler. Amerika Birleşik Devletleri YF-22 “Raptor” ve YF-23’ün prototiplerini 1990’da uçurmuş, hatta seçimi bile yapmıştı. Buna karşılık MAPO “MiG” ve OKB Sukhoi, MiG-1.42 ve Su-37 (Su-32) “Berkut” adları altında iki yeni tasarım sundular.  Ancak fon yetersizlikleri nedeniyle her iki uçak da prototip aşamasında kaldı. Sovyet-Rus yapımı beşinci jenerasyon jetler diyebileceğimiz bu modeller belki de hiçbir zaman seri imalata geçemeyecektir.

Bu nedenle MAPO “MiG” de dahil olmak üzere bütün tasarımcıların mevcut modellerin iyileştirilmesi ve modernleştirilmesi yönüne yöneldiler.1999 yılında ilk uçuşunu yapan MiG-1.42’nin beheri 10200 kg itiş gücündeve “Vector Thrust Control”lu iki adet Lyulka AL-41E tipi son yakıcılı turbofanı vardır. Kokpiti daha geniş bir görüş açısını sahiptir, “fly-by-wire” elektronik kontrol sistemine haizdir. GsH-1 30mm makinalı tüfeğe ilaveten gövde içinde ve gövde dışında 5000 kg savaş yükü taşıyabilmektedir.

Düşük yansıma yetenekli ve radarlara yakalanma olasılığı düşük bu uçak Su-27/35 değişimi olarak tasarlanmıştır. İlk uçuşunu 1994’de yapması planlanmasına rağmen jet motorlarının geliştirilmesinde yaşanan problemler nedeniyle ilk uçuşunu 1999’da gerçekleştirebilmiştir.

“Jane’s Defense Weekly” ve “Flight International” e göre 2004 ila 2006 yılları arasında göreve girmesi beklenen MiG-1.42 projesi , açıkça belirtilmemekle beraber belirsiz bir süre için rafa kaldırılmış bulunmaktadır.

LUGATCE

(1): VVA: Hava Harp Akademisi (Voyenno-Vozduşnaya Akademya)

(2)Polikarpov: II.Dünya Savaşı’nın tanınmış Sovyet tasarımcılarından. Adını taşıyan tasarım bürosunun başı

(3)Aviakim: Havacılık ve kima ile uğraşan gönüllü bir kuruluş

(4)OKB:  Özel Tasarım Bürosu (Osoboye Konstruktornoye Buro)

(5)Petlyakov: II.Dünya Savaşı’nın tanınmış Sovyet tasarımcılarından. Adını taşıyan tasarım bürosunun başı

(7) DIS: Uzun menzilli av ve refakat uçağı (Dalniy İstrebitel)

(8)MAPO: Moskova Havacılık İmalat Birliği (Moskovskoye Aviatsionno-Proizvodst vennoye Ob’edinnie)

Derleyen: M. Haluk Sevel ( Makina Mühendisi )
Editör :   M. Haluk SEVEL
 copyright © 2000-2001 Tayyareci

Mysql & .NET & Everything | Kitap | Forum | Haberler | Havacilik | Daily News | Noticias